7 Eylül 2015 Pazartesi

NEDEN DUR DİYEMİYORUZ?



İstanbul...doğduğum şehir... tüm çilesine rağmen bırakamadığım, başka yer olmaz dediğim şehir...
Londra'daki yıllarımdan sonra bile, ülkem dedim, İstanbul dedim geri döndüm. Şimdi gayet pişmanım. Anne olduktan sonra pişman oldum. Şu an, yeni döndüğüm Karadeniz seyahatimden sonra yine bir başka düşünüyorum. İstanbul... artık senin bu keşmekeşliğini anlamıyorum.


Tatil dönüşü hisleri

Tatilden dönen arkadaşlarımın hepsi benzer hislerle, benzer düşüncelerle geri dönüyor İstanbul'a.
"Bu şehirden gitsek oralarda yaşasak..." "bu şehir tüketiyor bizi..." "orada hava güzel, sebze güzel su güzel..."
Birkaç gün sonra düzenimize geri dönüp unutuyoruz. Ben de şu anda, bu kadar doğa ile başbaşa kaldıktan sonra çok yoğun hissediyorum. Bir kaç güne geçecek...

Şu anda, gerçekten bu yığıntıya anlam veremiyorum. Bu kadar abuk ev neden yapılmaya devam ediliyor ve biz bu "lüks" apartman dairelerini neden almaya devam ediyoruz? Neden imar kuralları insanca yaşamaya uygun değil? Neden bu karmaşaya, bu görüntü kirliliğine razı geliyoruz? Neden daha iyisini talep etmiyoruz? Neden doğayı bu kadar yok sayıyoruz?

Ben şu an bunları yazarken, ülkem şehitler vermeye devam ediyor:( Buna bile razı gelmeye başlandı sanki. İnsanlıktan uzak olmaya boyun eğen yığınlar var. Neden insanı bu kadar yok sayıyoruz?

İki hafta boyunca bulunduğum yer nasıldı? 

Alabildiğine dağlar düşünün...vadiler...yeşilliklerin arkasına saklanmış bir kaç köy evi... araba yok, asfalt yok... bolca ayı ve ayı hikayesi var:)

İnsanlar rahat ve stressiz görünüyor. Bir yerlere yetişme telaşı yok. Temiz havanın etkisi ile sabahları aydınlık bir zihin ile uyanıyorsun.
Bu kadar ıssız bir yerde uzun süre kalamam tabi orası ayrı fakat sabahları o temiz havaya uyanmak bir başka güzel.

İlk gittiğimiz gece, Batu, musluktan kendisine verilen suya şiddetle karşı çıktı "bana neden oradan veriyorsun, musluktan akan içilmez" dedi. Kendisi pek bir kuralcıdır:) Sonra anlattık...sonra alıştı...fena alıştı. Bugün, İstanbul'da, evimizde, banyodan akan su ile yıkanılabiliyor da, bu su neden içilemiyor diye anlam veremiyor.

Sadece uyumak için eve girdi tatilde. Bu kadar dışarıda özgür olmak ona bir başka iyi geldi. (ki, biz İstanbul'da günün çoğunu parklarda sokaklarda geçiren bir aile olmamıza rağmen bunu söylüyorum.) Orada, saf doğanın içinde olmak bir şehir çocuğu için büyük kazanım. 2,5 yaşında...belki hatırlamayacak bu seyahati, fakat, kişiliğinde, ruhunda, zihninde eminim çok derin ve iyi izler bıraktı.
Onun açısından günlerin ayrıntısını da başka bir yazıda yazayım.

Şimdi, saf doğadan çıkıp, pek bir doğa içermeyen şehre geri gelenlerin hislerine dönüyorum.


Kimisi, tüm bunları, çocukları düşünüp, daha küçük yerlere taşınmaya karar veriyor.
Kimisi, "şehri bırakamam, karmaşasını da seviyorum, en iyi okullar da burada" diyor, kalıyor.

Siz ne düşünüyorsunuz? Hiç gitmek geçti mi aklınızdan?

Şehir yaşamını iyileştirmek için neler yapabiliriz buldunuz mu bir yol?


Bu kadar yağmalandığı için çok üzgünüm. Kızgınım.
Hala daha 3.köprü yapılıyor, oralar da aynı şekilde doluyor...hala sevimsiz dört duvarlar inşa ediliyor... "Kentsel dönüşüm" diye millet kandırılıyor... çocuk, insan, doğa hiç düşünülmüyor. Neden dur diyemiyoruz?

Diğer tarafta da ölümler var... bişey diyemiyorum...insan...bunu yapmaya bir son verse artık... artık bir dur dense...






8 yorum :

  1. Tatilden döndükten sonra biz de eşimle aynı şeyleri söylüyoruz:"Burası ömür törpüsü":) Şehirlerimiz boğucu ve yorucu. Ev ve avm dışında bir şey yok. Yeşil alansız, plansız, biçimsiz,ucube imarlar insanı sadece yoruyor!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın çok yoruyor... En acısı da, hadi zamanında plansız yapılmış diyelim fakat sene 2015 ve hala, kentsel dönüşüm adı altında sadece binalar, farklı bir beton yığını olarak yeniden yapılıyor. Yine biçim yok, yeşil alan yok...sadece rant var :(

      Sil
  2. Tatilden döndükten sonra biz de eşimle aynı şeyleri söylüyoruz:"Burası ömür törpüsü":) Şehirlerimiz boğucu ve yorucu. Ev ve avm dışında bir şey yok. Yeşil alansız, plansız, biçimsiz,ucube imarlar insanı sadece yoruyor!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dönüşteki hisler çoğumuzda aynı di mi...

      Sil
  3. Biz niyeti bozdum☺ seneye tayini memlekete alıp köyde babaannesinin dizi dibine kerpiç ev yaptırmayı planlıyoruz. Okul mu? Onda da bozduk kafayı okulsuz eğitim yahut ev okulu istiyoruz. Okulda verilenlerden ziyade mutlulukla kendinin dünyayı keşfini tercih edeceğiz galiba. Henüz 3 yaşında bizimki de. İstanbul da hiç yaşamadık anadolu da olmamıza rağmen sağlıklı sebze meyve bulma çabalarımız bizi buna sevk etti..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Süpersiniz :) Harika bir başlangıç ve hedeflerinize ulaştığınız bir dönem diliyorum. Keyfiniz de, içinde bulunacağınız hava ve su gibi mis olsun.
      Bu aralar ne kadar çok ev okulu isteği ile karşılaşıyorum... Bakalım biz ne yapacağız...

      Sil
  4. Sevgili Burcu,
    Bizlerin "kutsal" saydığı o güzel topraklardan mutlu döndüğünüze çok sevindim. İnanıyorum ki bu seyahatiniz sevgili Batu'da unutulmaz tatlı izler bırakacaktır. Büyüdükçe de suyun, toprağın, havanın, doğanın, doğallığın önemini ve değerini daha iyi anlayacak; çarpık kent yaşamlarındaki yapmacıkların, yapaylıkların, sahte gülücüklerin, çıkarcılığın, sahteciliğin, bencilliğin çok farkına daha çok varacaktır... Sana, Batu'ya, eşine, yuvana daha doğal ortamlarda,daha doğal yaşamlar diliyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederiz...o doğal yaşamlar hep birlikte olsun :)

      Sil