16 Ağustos 2015 Pazar

İKİ HAFTA SADECE DOĞA

iki hafta sadece doğa

Şimdi gidiyoruz...

Evlerin olmadığı, caddelerin, trafiğin, dükkanların, insanların olmadığı, sadece uçsuz bucaksız dağların, yaylaların, ormanların olduğu bir yere... 


Gitmeden önce yazmak istedim.Uzun zaman oldu yazmayalı... Oldukça yoğun bir ay geçti... Kaç yakın arkadaşımızı evlendirdik bilmiyorum. Bu yaz, düğün yazı oldu :) Eylül'de de devam...

Düğünlerden başka, biraz çalıştım, biraz tatil yaptım derken sosyal medyadan uzaklaşıverdim. Blogumu bu kadar özleyeceğimi düşünmemiştim. Çoğu kişi gibi bende de bağımlılık yaptı gibi gözüküyor :)

Şimdi gidiyoruz...

Evlerin olmadığı, caddelerin, trafiğin, dükkanların, insanların olmadığı, sadece uçsuz bucaksız dağların, yaylaların, ormanların olduğu bir yere... Artvin'e.


Eşimin ailesi, orada, annelerinin eski ahşap evini açtılar ve bir kaç senedir yazları orada geçiriyorlar ve tam anlamıyla gençleşmiş olarak şehre dönüyorlar. Oğlumun dede ve babaannesi... Dede hobi olarak arıcılık yapıyor orada. Babaanne ekiyor, pişiriyor, kışlık hazırlıyor.

Bir anne değilken, oralara gitmiş görmüş, beğenmiş fakat, "uzun yıllar bir daha gideceğimi pek sanmıyorum" demiştim. Şehirde doğmuş, şehir insanı olarak bana oralar sadece kısa tatil için güzeldi. Şu an öyle düşünmüyorum. Anne olduktan sonra, hayata bakış açısı bir başka değişiyor, gelişiyor sanki.

Batu'yu gözlemliyorum, işim gereği çok çocuk gözlemliyorum... ve... "doğa" deyince bir başka çarpıyor onların kalpleri görebiliyorum. 


Şimdi istiyorum ki, Batu, bu dünyaya geldi ise, gerçek doğa ile iç içe olsun. O çok sevdiği doğayı, en yalın hali ile bir görsün, o havayı bir koklasın, dağların toprağına bulansın elleri, yıldızların kafasına yağacakmış gibi olduğu anlara şahit olsun, birbirinden farklı yabanıl çiçeklere dokunsun, bal kovanını izlesin, toprağı kazarak patates çıkarsın, kıtır kıtır yediği o biberi dalından kendi koparıp yesin, çekirge sürüsünün içinden geçsin, böğürtlen lekesi olsun yüzü gözü, derenin o soğuk berrak suyuna değsin teni, çeşit çeşit hayvan seslerini bir arada duysun, doğanın müziğini bir de orada dinlesin...

"Batu henüz çok küçük anlamaz" diyenler var. Anlamaz olur mu. Bütün bebeler çocuklar anlar, içine çeker doğayı. Onların özlemi bu, isteği bu, hayalleri bu, dünyaları bu :DOĞA 
Oğlum 2,5 yaşında. 6 yaşından sonra zihninde yerleşmiş kalıpları düzeltmek zor diyorlar. Ne yaparsak 6,7 yaşına kadar önemli yani. O zaman neden erken olsun ki? 

O da çok istiyor gitmeyi. Bilgisayar ekranında ilk gördüğünde, "ben oraya gidicem amaaa" diye ağlamaya başlamıştı. Daha zamanı olduğunu, uçak biletlerinin sonraya alındığını zor anlattık. O, o an, orada olmak istedi...
İşte şimdi isteği gerçek oluyor. Cuma günü yolculuk günü. Bir ben, bir Batu ve bir bavul. Şimdi buraya yazdıkça daha bir heyecanlandım:) 2 hafta kısa gelecek sanki. Böyle yerlerde hep doğayı hissederek yaşayabilenler ne kadar şanslı. Siz, şehirdekiler, öyle bir yerde kaç gün kalmak isterdiniz? 

Instagram hesabımda video ve fotoğraf paylaşacağım. Bir de becerebilirsem bir minik projem olacak. 

Hazırlıklara devam...


"İnsan hayatının temelleri ilk 7 yılda yatar. "  - OSHO

"Doğa insan olmadan da yaşar; ama insan doğa yok olduktan sonra yaşayamaz." - Paul Ehrlich



Not: Fotoğraf : Şavşat, Karagöl - Zafer Kurnuç'a aittir. 


Hiç yorum yok :

Yorum Gönder