22 Temmuz 2015 Çarşamba

"EBEVEYNLER OLARAK ZATEN YETERİNCE CİDDİYİZ"

Taklit oyunları

Ebeveynler olarak zaten yeterince ciddiyiz.
Hayatın koşturmacası ya da üzüntüleri içinde bazen daha da ciddileşiyoruz.

Çocuklarımızla ne kadar çocuk oluyoruz?

Bunu kırmak, eve daha çok neşe getirmek için harika yöntemlerden birinden bahsetmek istiyorum bu yazımda:

TAKLİT

Quensland Universitesi Psikoloji bölümünden Mark Neilsen, bir makalesinde şöyle diyor.

Çocuklar taklit eder, çocuklar "...mış gibi" yapar, yeni dünyalar keşfeder, hayal güçlerinin en uç noktalara gitmesine izin verirler. Yaratıcı zihnin böylesine özgür kendini gösterdiği çocukluk dönemi olmasa idi, zihnin herhangi bir şekilde yükseldiğini görmek çok zor olurdu. 

Taklit deyince;
Çıkış noktası insanın kendisidir. Bu durumda, çocuk, içindeki tüm dünyayı hareketlerle dışa vurur. Doğaçlama yolu ile her ne yapıyorsa, duygu ve düşüncelerini onun içine yansıtır. Kendi özünü ortaya koyar. Bu da öğrenmeyi beraberinde getirir.

Bunların toplamı da, çocuklarda var olan YARATICILIK kapısının ardına kadar açık kalması için önemlidir.

Beyinde, dil merkezi ile hareket merkezinin birbirleriyle ilişkili olduğu biliniyor. Dolayısıyla, bu taklitlerin, hareketlerin, dil gelişimine, kendini sözlü ifade etmeye de götüren çok önemli bir araç olduğu üzerine de bir dolu araştırma var.

Çocuklarımızı taklit içeren oyunlar oynamaya davet etmek, zihnin gelişimi bir yana, onları anlamak, onlarla iletişim kurmak, eve neşe getirmek ve bizim içimizdeki çocuğun ortaya çıkması için harika bir fırsat yaratır.

Onlarla oynarken onlara bir şeyler öğretme niyetinde oluyoruz çoğu zaman. Aslında işin uzmanı kişileri dinlersek, onlara bir şey öğretme hedefinde olmayan, onları yönlendirmeyen oyunlar, çocuğa ve aileye kazandırdıklarının daha özel olduğunu görüyoruz.

Taklit oyunları için illa bir malzemeniz olması gerekmiyor. Sadece kendi sesiniz, vücudunuz, bakışlarınız... İşin içine biraz da beden perküsyonu eklemek harikalar yaratır. Bir kural yok, tamamen bizim hayal gücümüze kalmış. Tabiki, işin içine başka materyaller girmesinde sakınca yok. Kostüm, sebze, meyve, top, ev aletleri, minderler, şallar... aklınıza gelebilecek ne varsa oyuna dahil olabilir.

Önce biz kendimizi, ruhumuzu, zihnimizi, vücudumuzu özgür bırakmalıyız ki, çocuklarımız da bunu gözlemlesinler ve daha da ötesine geçebilsinler.

Benim gözlemlediğim: babalar, annelere nazaran daha sık böyle oyunlar oynuyorlar.
Bu yazım da, bu tarz oyunları henüz denememiş babalara gelsin :)

Sevginin dünyayı saracağı güzel günlere...
Burcu



Hiç yorum yok :

Yorum Gönder