27 Mayıs 2015 Çarşamba

Prima'nın "İLKLER" Buluşması

Prima "İlkler" Buluşması
Prima, ilk anların önemini paylaşmak üzere uyku danışmanı Pınar Sibirsky ve Prima Uzman Kurulu üyesi Psikolog Yeşim Çaylaklı’nın katıldığı bir buluşma düzenledi. Böyle bilgili ve tatlı kişilerin konuşmasını dinlemek çok hoştu.


Psikolog Yeşim Çaylaklı, bilimsel bilgiler ışığında, ilk bağlanma ile ilgili çok güzel ve net bir konuşma yaptı. 
İşte o konuşmadan notlar : 
Prima, "İlkler" Buluşması, Yeşim Çaylaklı

Sadece fiziksel ihtiyaçlarımız için değil, sıcaklık ve güven ihtiyacımız için birbirimize bağlanıyoruz. Bağlanma hormonu (oxytosin) hamilelikte ve doğumda artıyor. Bu hormon yüksek seviyelerde salgılandığında anneler bebeğin sinyallerine daha duyarlı hale geliyor, ağladığı zaman anında yanıt veriyor, karşılıklı olarak bir ilişkiye başlıyor. Bağlanma hormonu doğumu kolaylaştırıyor, emzirmeyi mümkün kılıyor.

Bağlanma bebek ve baba açısından da geçerli. Bunun başlama anı babanın hamilelik sürecine ne kadar dahil olduğu ile ilgili olarak değişkenlik gösteriyor.

Bebeği kucakladığımızda veya ona gülümsediğimizde onunla duygusal bir bağ kurduğumuzda bebeğin beyin gelişimi hızlanıyor. Bebeğimizle çıktığınız bu ilkler yolculuğunda, onu ilk defa kucakladığımızda, ona ilk defa gülümsediğimizde ve onun ilk defa sesini duyduğumuzda aslında onun beyin gelişimi için de ilk adımları atmış oluyoruz. Bu şekilde, beyinde yeni hücrelerin oluşması için gerekli enerji sağlanmış oluyor.
Prima, "İlkler" Buluşması

Babalar da bebeğin gelişimini ve anneyi desteklediğinde, bebekle ilgilendiğinde anne de bebeğin ihtiyaçlarına karşılık vermekte daha rahat olabiliyor. Özetle, İlk anlarda sevgi, bütün aileyi kapsıyor.

Dolayısıyla, hamilelik haberinin ilk gelişinden itibaren evde voltranı oluşturmak şart :)

Yeşim Hanım da, özellikle doğumda ten temasının önemine değindi. Bu konu neredeyse her gün bir şekilde karşımda. Bağlanma için önemli adımlardan biri bu. Hamile arkadaşlarım, lütfen doktorunuzdan bunu talep edin :)



Uyku danışmanı Pınar Sibirsky'nin konuşmasından notlar ise şöyle : 

Başlangıç olarak, hemen Pınar Hanım'ın vurguladığı bir şeyi söylemek istiyorum. 
Bebeğim neden kitapta yazan uyku düzenlerine sahip değil diye aşırı dertlenirsek, stres yüklenirsek, bu bebeğimize geçiyor ve daha da uykusuz ve huzursuz günlerde kendimizi yıpratıyor bulabiliriz. O sebeple, işe nazikçe yaklaşıp, kendimizi sıkmadan sebepleri bulmaya çalışmak en doğrusu. Bazen de öyle sebepler var ki, o uykusuz dönemi değiştirmek için yapabileceğimiz pek bir şey yok, kabul edip devam edeceğiz. Mesela diş çıkarma dönemi..

Prima, "İlkler" Buluşması, Pınar Sibirsky

Bir bebek hayatının ilk yılında doğum kilosunun neredeyse 3 katına ulaşıyor. Hayatın hiçbir öneminde de bir daha bu kadar hızlı büyümüyor. Gelişim için çok önemli olan bu dönemde uyku, bebeklerin zihinsel ve fiziksel gelişimi için beslenme ile birlikte en önemli 2 ihtiyacından biri.
İki Uyku Arası Uyanıklık: Yeni doğan bir bebek gündüzleri ancak 45 dakika kadar uyanık kalabilir. 3 aylık olduklarında artık 1.5 saat kadar, 1 yaş civarında ise 4-5 saat kadar uyanık kalabilir. Bebeklerin gündüz uyku sayıları da uyanık kalabildikleri bu sürelere göre belirlenir Yaklaşık 18 aylıkken bu süre 6 saate kadar uzamıştır ve gün ortasında tek bir uyku ile akşama kadar rahatlıkla dayanabilir. Bebeklerin uyutma zamanına karar verirken bu noktaları göz önünde bulundurmak gerekir.

Kendi deneyimimden söyleyebilirim ki, bu ortalamaları bilmek ve bebeğimizi okumak gerçekten işi kolaylaştırıyor.  
     
     Aşırı Yorgunluk: Bebeklerin aşırı yorulması hem gündüz hem de gece uykularında sorunlara neden olur. Kaldırabileceğinden daha uzun süreler ayık kalan bebeğin vücudu, kortizol adlı bir stres hormonu salgılar. Yorgunlukla mücadele etmek için böbrek üstü bezlerinin salgıladığı bu hormon, aynı zamanda bebeğin uykuya geçişini de zorlaştırır. Bebek bir şekilde uykuya geçse bile vücudundaki kortizol hormonunun da etkisiyle sık sık uyanıyor ve eğer hatalı uyku ilişkilendirmeleri de mevcutsa uykuya dönebilmek için mutlaka dışarıdan desteğe ihtiyaç duyar. Yani bebeklerde aşırı yorgunluk, hem uykuya direnmeye hem de gece uyanmalarına neden olabiliyor.

·     Günlük Rutinler: Bebekler gün içerisinde sıralaması belli olan rutinlere ihtiyaç duyarlar. Örneğin yemekten sonra oyun zamanı geleceğini tekrarlar sonucu öğrenirler. Aynı şekilde oyundan sonra da uyku zamanı geleceğini bilirler. Eğer alıştıkları bu tür bir düzen yoksa, kendilerini boşlukta ve huzursuz hissederler. Rutinsizlik özellikle uykuya direnme sorununun en önemli nedenlerinden biridir. 
·         
·   Uyku Öncesi Rutini: Bebeğinizin yaşına ve yapısına göre rutininizde neler olacağına karar verilebilir.  Örnek bir rutin şu şekilde olabilir: banyo yapmak, odaya gitmek, perdelerini kapatmak, masaj, pijama giymek, ninni veya masal, uyku cümlesi ve öpücükle yatağa yatmak. Burada önemli olan sıralamanın hep aynı olmasıdır çünkü bebekler sıralamayı akıllarında tutarlar.  Bunu öğrendiklerinde ise artık uykuya geçişleri çok daha kolay olacaktır. 

     Biz evde, ninni ve kitaplara ayrıca önem veriyoruz. 

     Çok güzel uykulu ve aile bağlanmasının kuvvetli olduğu zamanlar diliyorum.

Prima, "İlkler" Buluşması





Hiç yorum yok :

Yorum Gönder